Bu Beşiktaş Maçı Kaçmaz

Birkaç gün önce tane daha önceden buluşmak için sözleştiğimiz birkaç arkadaş ile buluşmak için evden çıktım. Hava soğuk olması nedeniyle kışın yaklaşmakta olduğunu hatırlatırcasına soğuk idi. Güneşli havaya aldanıp hasta olmamak için üstüme hafif bir mont aldım. Gerçi araba ile çıkmıştım fakat havaya güven olmuyor. Yaşadığımız ilde mevsim sonbaharda olsa ani bir değişikle yağmur yağabilir veya hava soğuyabilir. Evde annem dışarı çıkmadan önce aç gitmemem için birkaç şey hazırlamış. Ana yüreği işte, başka kim yapar böyle bir jesti? Yaş ne kadar ileri giderse gitsin bizler onların gözünde hala çocuğuz ve öylede kalmaya devam edeceğiz. Neyse, tedbir iyidir deyip montumu üstüme çekip arabayı çalıştırdım. Arabam modelli bir araç değil ama şimdiye kadar hiç yarı yolda bırakmadı sağ olsun bizi.(Bu Maç Kaçmaz)

 Buluşacağımız mekan çok nezih bir ortam. Bahçesinde güzel yemiş ağaçları da mevcut. Birkaç çeşit erik ağacı ve dut ağacı ile misafirlerini karşılıyor mekan sahibi herkesi o gülen yüzü ile. Çok fazla kalabalık olmasa da bu mekana gelen insanlar gün görmüş, sevecen, babacan ve sımsıcak samimiyeti ile dışarıda ki kalabalıklara inat yalnız olmadığımı hissettiriyor gelen misafirlere. Mekanı işleten abi Elazığlı fakat İstanbul’da büyümüş. Birbirinden tatlı 2 si ikiz 1 i bayan toplam 5 çocuğu var. Allah bahtlarını açık etsin.

Bazı dertler ve sıkıntılar herkese anlatılmayacak durumda olur ya, bu abi öyle değil. Benim derdimi kendi derdi gibi sayıp öyle ilgileniyor ki. Annesini ve babasını genç yaşta kaybetmiş olması onun hayata bakışını değiştirmemiş.Bu durum onu zor durumlara düşürse de o hiç moralini bozmamış aksine daha da güçlenmiş ve bu özelliğini de çocuklarına da yansıtabilmiş. Çocuk nasıl görürse aileden ve çevreden öyle büyüyor gidiyor.

Kafeye Yaklaşıyorum

Neyse, ben kafeye yakın bir yerde boş arsanın olduğu ve herkesin otopark olarak kullandığı yere arabamı park ettim. Ve kafeye doğru ağır şekilde yürümeye başladım. Saat 15.00 da buluşacaktık mekanda yalnız ben 15 dakika erken geldim. Babamdan sonra çok sevdiğim Erzurum’un o çetin soğuk ortamından gelen patronumun damadı da var idi. Oda ben gibi erken gelmiş ve çayını yudumlamaya başlamış.

Sohbet idi muhabbetti derken diğer arkadaşlar da geldi toplantımıza başladık. Düşündüğümüz ve yakın zamanda başlayacağımız iş için son kez üzerinden geçelim dedik. Toplantı 1 saate yakın sürdü. Toplantı bittikten sonra bize birer orta kahve söyledi o Erzurum’un mert ve yiğit dadaşı.

İçimizden bir arkadaş koyu Beşiktaşlıdır. Beşiktaş’a bir laf söylediğinde hemen savunmaya geçer ve Beşiktaş’ın hiçbir maçını da kaçırmamıştır. Bulunduğumuz il İstanbul’a 3 saat mesafede bir yer. Bu arkadaş kar kış soğuk dinlemeden maçlara da gider taraftarı olduğu takıma destek vermek için. Benden 7-8 yaş büyük ve 2 çocuğu var. Neyse konu nasıl olduysa Beşiktaş’a geldi. Şimdi hatırladım 1. Lig maçlarından birini izliyorduk konu oradan çıktı ve bu arkadaş bir hatırasını anlattı bize.

Bu Maç Kaçmaz

Hatırlarsanız  2016 yılında Beşiktaş’ın Benfica ile berabere kaldığı ve 3-0 geride iken 2. Yarı 3-3 biten şampiyonlar ligi maçı. Kasım ayının 23.’de maç Beşiktaş’ın stadında. Bu arkadaşta  işlerini bir gün öncesinden yaparak ertesi gün oğlu ile beraber maça gidiyor. Oğlu da o sıralar 5-6 yaşlarında. Oda babası gibi maç hastası. Neyse stada varıyorlar bunlar daha önceden biletini aldığı yeri bulup koltuğa oturuyorlar. Taraftar kendi sahasında olmanın coşkusuyla tezahüratlar ile takımına en üst seviyede desteğini gösteriyor.

Şampiyonlar ligi maçı olduğu için aslında Türkiye’yide temsil ediyor o akşam Beşiktaş. Ve o gün fenerlisi gs lisi yani herkes Beşiktaşlı oluyor. Maç başlıyor ve karşılaşmanın 10. Dakikasında Guedes topu bizim ağlara gol olarak gönderiyor. Derken 25. Dakika gelip çatıyor bu sefer Semedo bizim kaleye gol atıyor. Tabi taraftarlar kendi sahasında oynamasına rağmen desteği bırakmıyorlar temsilcimize. Aradan 6 dakika geçiyor ve kalemizde 3. Golü görüyoruz. Bu sefer Fejsa atıyor golü. Ve bizim arkadaş yüzü asık morali bozuk 2. Yarının başlamasını bekliyor evladıyla.

2. 45 dakika hakemin düdüğüyle başlıyor. Maç 90 dakika ve sonuca aldanan takımlar üstünlüğüne güvenerek gevşek oynadığında yenilgi alabilirler bu çok olmuştur. Bizim arkadaş 50. Dakikada dua etmeye başlıyor ve Allahlım bu maç 3-3 biterse ilk fırsatta koç keseceğim diye adak adıyor:). Duadan 8 dakika sonra Benfica kalesinin  filesi Cenk Tosun tarafından havalandırıyor ve durum 3-1.

Bizim arkadaş duanın etkisini gösterdiği mutlulukla maça odaklanıyor ve maçın 83. Dakikasında penaltı vuruşu ile Quaresma ağları havalandırıyor. Maçın oynandığı 89. Dakikada Aboubakar bu sefer topu ağlarla buluşturuyor ve beraberlik sağlanıyor. Nasıl bir dua ettiyse 3-3 bitiyor maç ve puanı kazanıyor Beşiktaş. Yahu arkadaş beraberlik için adak adanırmı 4. Gol için de dua etseydin ya:).

Maç bitiyor ve yola çıkıyorlar oğluyla. Yengenin koç adağından haberi yok tabi 🙂 . Haberi olsa kim bilir neler yapar 🙂 . Yolda kara kara düşünüyor acaba nasıl söyleyeceğim hanıma bu durumu diye :). Yengede anlayışlı kadınmış durumu kabullenip alıyorlar koçu veriyorlar bir kuruma :). O günden sonra yenge ye söz veriyor her maçta adak adamayacağım diye. Her maçta adak adasa ve kabul olsa bütçe error verir :). Bu güzel anıyı sizlerle paylaşmak istedim. Bu Maç Kaçmaz gibi paylaşımlar için bizi takipte kalın mutlu kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here